KIZIMA MASALLAR

KIZIMA MASALLAR
KIZIM VE MASALLAR

YAŞAMA DAİR

YAŞAMA DAİR
DÜNE,BUGÜNE VE YARINA DAİR

EL EMEĞİ

EL EMEĞİ
PEÇETE HALKALARI,OYUNCAK,YASTIK

MİMLER VE DİĞERLERİ

MİMLER  VE DİĞERLERİ
BLOGLAR ARASI İLİŞKİLER

MISIR VE PAMUK YARI AÇIK CEZAEVİ MAHKUMLARI

1/03/2012

2011 yılının evimize getirdiği en büyük değişim kediler.
Bir haziran ayında sokaktan kurtarılmış minik sarı erkek bir kediyi pet shoptan alıp evimize getirmemizle başladı her şey.
Birden evin neşesi oldu minik afacanımız.
Ona tüm oyunları kızım öğretti.
Kucakta bebek gibi sırt üstü yatırıp sallayarak uyutmayı,
Sarılıp öpüşmeyi...

Benim sarı oğlum pek nazlıdır.
Pek ağlaktır, sulu gözdür, küser de..
Sıkıldıkça yer de yer..

Benim sarı oğlum insan canlısıdır.
Çok tatlıdır, sevgi yumağıdır.

Sonra bir gün aylardan belki Eylül,belki Ekim..
Yolda giderken bembeyaz, uzun tüylü,küçük kafalı bir kedicik gördüm.
Sessiz ,sırnaşık pek bir güzeldi..
Günlerce sokakta ya ölürse düşüncelerini aklımdan atamadım.
Ve bir gün kocamın hayret bakışlarıyla o kediyi de alıp eve getirdim.

Hayret ettiler, ben de hayret ettim.
Kendime..
Yıllarca eve kedi sokmayan ben bir gün gardımı düşürüp bir kediyi eve soktum..
Sonra kendi isteğimle ikinci kediyi aldım.Gerçekten hayret bir durum benim için.
Hele de astımlı olduğum düşünülürse?

Ben astımı unutmuş, kedilerimiz ile eğlenirken aslında alttan alta içimden bir ses ya alerjimiz artarsa diyordu..
Ve sonunda bir akşam ,bir Kasım akşamı kızımın kesik kesik öksürükleri ile fırladım yataktan.
Ne yazık ki kızım o akşamdan sonra çok sevdiği kedişlerinden ayrıldı.

Kedişleri biz sokakta ölmesinler diye almıştık,
Şimdi onları dışarı atmamız da olmazdı.
Çok düşündük, çok..
Onlara aile aradık,sevgi dolu sıcak bir yuva..
Ama bulamadık..
Biz de onları çatı katındaki odaya yerleştirdik.
Her sabah bahçeye çıkarıyorum onları, akşama kadar bahçede koşup oynuyorlar, balkonda onlara hazırladığım koltuklarında oturup güneşleniyorlar sonra eve girip yemek yiyorlar..
Ama evde serbest bir şekilde gezemiyorlar.

Yarı açık cezaevi gibi ama açlık ve soğuktan iyidir.


SEVGİLİYE...

5/05/2011

Yerde miyim gökte miyim?
Bilmediğim bir zamanda ve yerdeyim.
Bilmediğim anların  içinde anılarım.

Günler gelip geçerken ben tarihini tutamıyorum.
Zaman elimden avucumdan akıyor,
Ben gelip geçene baka kalıyorum.
Hayatta rolüm piyon,
Tek derdim oyundan erken atılmamak.

Şimdi güneyin sahiline akşam indi,
Yedi tepeli şehirdeki yarimde aklım,
Onu daha çok hissetmek için geçmişin dizelerine sığındım
Bal damlayan kaleminden
Aşka oradan hüzne,ordan hasrete düştüm..
Kalbim hüzne bulanmış halde hasretle telefona bakıyorum
Arasanda sesini duysam canımdan can sevgilim..

Tek derdim zaman
Tek arzum anlamak
Tek ihtiyacım aşk
Tek umudum sen

BAYRAM OĞLU BAYRAMOĞLU ÖLÜMDEN ÖTE KÖY VAR MI?

2/04/2011

Eskiden ölmenin çok zor olduğuna inanırdım.

Öyle ya kolay mı ölmek ?
Yaşamak bu denli zorsa –zaman zaman- ölmekte bu denli zor olmalıdır !?

Ancak çevrende ölen yoksa hiç ve sen kıyısından dönmediysen ölümün böyle düşünmeye devam ediyorsun.
İşte bir gün kapını yada yakınındaki kapıları çalınca ölüm hem de aniden o zaman için ürperiveriyor..

Dün sesini duyduğun bu gün hayatta olmuyor.
Hem de saniyeler, dakikalar içinde gidiyor..
Hepimizin gideceği yere bazen birileri erkenden gidiveriyor.

Ancak ölüm asla yakışmıyor sevdiklerimize...
Bilsek te öleceğimizi asla yakıştıramıyoruz kendimize.
Eskiden ölmek yaşlanınca olur diye düşünürdüm.
Yaşarsın yaşını, hayatını sonra huzurla kapatırsın gözlerini dünyaya..
Elbet yaşadım der gidersin , vaz geçersin kolayca..

Ancak anladım ki ölümün yaşı yok.
Erkenden arsızca da gelebiliyor.
Kolayca, hiç düşünmediğin anda..

Yaşlanmana izin vermeden..

Ve anladım ki yaşlansa da beden ruh yaşlanmıyor ve o genç ruh ölmek istemiyor.
Ne kadar yaşlansan da hayattan kimse kolayca vazgeçemiyor.
Hayatın döngüsü ve kuralı da bu değil mi?

Ve anladım ki bir gün ben de ölebilirim hem de yaşlanmadan.
Şaka gibi geldi..
Sesler kulağımda uğultuya, uğultu sessizliğe
Işık karanlığa dönerken anladım ki ölüyorum..
Çırpınmalarım durdu,
Kalp atışım yavaşladı..
O kısa anda anladım ki ölüyorum..
Hafif bir ışık,
Cılız bir ses bana seslendi..
“Abla!!.. abla!!”
Anladım ki ölmek düşündüğümden de kolaymış.

Şimdi  burada bir nokta koyup sevgili Ayfer ablamla yaptığımız telefon görüşmesini yazmazsam olmaz..
Beni çok güldürdü.
Bu yazıyada çok uygun

A- Alo Zehra...nasılsın?
B-İyiyim Ayfer abla, sen nasılsın? İstanbul nasıl? eğleniyormusun?
A-..... İyi misin? nasılsın?
B-..?? iyiyim !? keyfim yerinde. Sen neler yaptın oralarda?
A-İyiyiz işte koşturduk.Sen nasılsın asıl? iyisin değil mi?

Bu arada sesi ilk dakikadan beri garip bir şekilde tedirgin ve endişeli.Ben de anlam veremiyorum tabi niye endişeli olduğuna, sürekli normal hayat akışı ile sorular soruyorum ama o dönüp dolaşıp sağlığımı soruyor.

B- Ayfer abla ben iyiyim,
A-İlaçlarını alıyor musun?
B-Aaa anladım, sen şimdi Defne Joy öldü diye telaşlandın, bende hastalanır ölürüm diye mi korktun? ha haaa
A-Gülme, ağzına alma hem öyle şeyleri, Allah korusun dillendirme ama alıyorsun değil mi ilacını? Bak ihmal etme. Sende astımlısın bak gencecik yaşında gitti kızcağız.Aman ilaçlarını iç.
B-Alıyorum,sen üzülme canım benim ben iyiyim.

Sonuçta yaşarken güzel yaşamak lazım.
Mutlu olmak ve mutlu etmek lazım.
yüreğimize sevgi etrafımıza dostluk vermek..

Ölürken beklentimiz torunlarımın saçlarını okşamış olmak.
Huzurla,ele avuca düşmeden bir gün yatak ertesi gün mezar..
( anneannemin sözüydü, aynende öyle oldu rahmetli gençti aslında 64 yaşında yoktu kalpten yatak bile görmeden göçtü)
Şimdi düşündüm ecdadımı, hepsi kalpten hık hık gidivermiş..
Arada astımdan ölenler var ancak onlar istisna.
Sanırım biz de hık diye kavuşacağız Allahın Rahmetine..

Uzun ve sıkıcı bir yazı oldu sanırım , affola..

YENİ YILA HOŞGELDİN; KARMAN ÇORMAN

1/03/2011

Nereden başlamalı?
Her gece yattığımda aklımda dizelere dökülenlerden mi?
Sonra uyandığımda unuttuklarımdan mı?
Sabah yürüyüşlerinde aklımdan geçenlerden mi?

Yaşananlarda mı? yaşanacaklardan mı? umut edilenlerden mi?

Yılı nasıl geçirdik ondan söz edelim..
yılı garip bir havada geçirdim..Fethiye'nin yazı gibi sıcak,yağışkan ve bunaltıcı..
ağustos böceği gibiydik bir ara,
Sonra ağustos böceğinin ilaçla baygın düşmüş hali gibiydik,
Sonra ağustos böceğinin karıncaya özendiği hali gibiydik..


Sonra bu yıl taşınma yılı oldu iki defa ev taşıdım..
Bir haftada evi topladım,
Yarım günde tek başıma 170 metre kare evi kıyı köşe temizledim,
Tek başıma 170 metre kare evi 1,5 günde yerleştirip yaşanır hale getirdim.
Övünüyorum, ben bile kendime şaşırdım.
Hızla evi alışılmış düzene geçirmem gerekiyordu, durmadan çalıştım.
Durduğumda şaşkınlıktan ne yapacağımı bilemedim..

Hakikaten ben ne yapacaktım?
Evet,
Bu cuma gününe hazırlanacak siparişlerim vardı benm ve ben bu hengamede onu arka plana itiverdim.
Şimdi tekrar hızlıca onları hazır etmem lazım ama nedense bir rehavet içindeyim.

Yeni yıla dönersek söylenecek tek şey var;
Umutlarım var!
Sağlığımda olursa ne ala..

Kafam karışık ya, şu siparişi tamamlamamış olmak beni huzursuz ediyor, bu yüzden yazacaklarımı toparlayamıyorum.

Yoksa aslında paylaşmak istediğim komik ama keyifli anlar var aslında..

Ah..bir kafamı toplasam!!
Söyleyecek çok şey var..

En iyisi ben kalkıp şu kurabiyeleri yapayım yoksa hiçbir iş yapamayacağım...
Sonra görüşürüz..

MİMLER VE ÖDÜLLER..

12/08/2010

İhmal ettim dostlardan gelen mimler vardı onları yanıtlayamadım.
Önce sevgili Mutfakta1inci Özgen'ciğimin.

1. En sevdiğiniz kelime:

kızımın dudaklarından dökülen "annem"
2.En nefret ettiğiniz kelime: Boşver
3. Ne sizi heyacanlandırır?: Yeni başlangıçlar
4. Heyacanınızı ne söndürür?: Yavaşlık

5. En sevdiğiniz ses: Denizin sesi,kızımın sesi, bebek gülüşü

6. En nefret ettiğiniz ses: yüksek tonda sesler

7.Hangi mesleği yapmak istemezsiniz? : Yapmadığım tüm meslekleri

8. Hangi doğal yeteneğe sahip olmak istersiniz? :Müzik aleti çalma 
9. Kendiniz olmasaydınız kim olmak isterdiniz? : Kendim olamayacaksam eğer madem bende cadı olayım

10. Nerede yaşamak isterdiniz?: Şimdilik istediğim yerdeyim

11.En önemli kusurunuz nedir? : Kızınca bırakmam

12. Size en fazla keyif veren kötü huyunuz nedir?: Tatlılar, onları yemek...
13. Kahramanınız kim? : Atatürk

14. En çok kullandığınız kötü kelime: Kahretsin
15. Şu anki ruh haliniz: keyifli

16. Hayat felsefenizi hangi slogan özetler?: Hayatta savaşmak zorundasın tüm engellerle

17. Mutluluk rüyanız nedir? : Kendi işim olması , tanınmış bir pastacı olmak ve tabii para kazanmak
18. Sizce mutsuzluğun tanımı?: umudun ve güvenin tükenişi..

19. Nasıl ölmek isterdiniz? : Zamanı gelince, ben gidiyorum ahali diyerek .

20. Öldüğünüz zaman cennete giderseniz Allah'ın size ne söylemesini istersiniz?: Söze gerek olmaz o an..

bu mimi tüm Blogerlara gönderiyorum.
Sevgili BenimDenizim Gülcan beni " Lovely Blog Avard " ödülüne layık görmüş.Beni layık gördüğü için sevgili Gülcan'a teşekür ederim.bu ödülüde tüm bloger arkadaşlarıma armağan ediyorum.
sevgiler

BLOGGER TEKRAR SORUNLA KARŞIMIZDA

12/03/2010

Bloguma girilemiyor, yaklaşık 2 hafta olacak ..
Google yaz et sonuç sıfır.
Şimdilik http://www.ktunnel.com/ dan girilebiliyor.
Olmadı blogspota döneceğim ama o zamanda şuanda var olan yorumlarım uçuyor.
Bilmiyorum, bakalım düzelmezse pazartesi dönüyorum blogspota..