KIZIMA MASALLAR

KIZIMA MASALLAR
KIZIM VE MASALLAR

YAŞAMA DAİR

YAŞAMA DAİR
DÜNE,BUGÜNE VE YARINA DAİR

EL EMEĞİ

EL EMEĞİ
PEÇETE HALKALARI,OYUNCAK,YASTIK

MİMLER VE DİĞERLERİ

MİMLER  VE DİĞERLERİ
BLOGLAR ARASI İLİŞKİLER

PARA VE NÜFUS EŞİTTİR ÜSTÜNLÜK

5/02/2010

Sizlere bir hikayem daha var...
Hikayemizinbaş kahramanı olmayan ülkede yaşayan  Hello Kitty'dir. Kitty anne olmuş yavru enikleri ile ilgili kaygı yaşamaktadır.
Aşağıda onun düşünce ve duygularını kendi ağzından okuyacaksınız. Anlatılan olayların gerçek hayatla ilgisi yoktur.Olaylar,kişiler,düşünceler ve tüm kurgu tamamen uydurmadır , dikkate almayınız .

"Eğer paranız varsa, hükümete yakınsanız yani hükümetle aranız iyiyse, tanıdıklarınız arasında hakim, savcı, bürokrat ve milletvekilleri varsa herşeyden ve herkezden üstünsünüz.
Tabi bu hukukun kişiye göre eğilip büküldüğü, bir kere delinse ne olur deyip delindiği, kanun ve cezaların uygulanmadığı ülkelerde böyle.
Bizde nasıl?


Bizde gazeteleri okursanız anlarsınız nasıl olduğunu.Mesela bir iki gazete başlığını alırsak tablo gün gibi ortaya çıkıyor;


1- M.A cinayetinde tahliye! Baba M N G tahliye oldu.


Nerede görülmüş kurbanın tırnaklarında DNA'sı bulunupta salıverilen? Tabii ki bizde. Daha ilk günden salıverilen anne baba annenin kaçması, babanın- medyanın ve vatandaşın zorlaması ile -tutuklanması, CG teslim olması hepsi bugün olanların ve yarın olacakların resmini ortaya sunuyor.
Aslında M A nın anne ve babasının bu kadar dişli çıkacağını tahmin etselerdi baba oğul başka bir kurban bulurlardı mesela varoşlarda top oynayan bir fakir aile kızını !?, maalesef tahmin edemedikleri için 1 yıldır bu aile ile uğraşıyorlar. Ama sorunda değil birkaç ay yatıp kurtulacaklar bu işten. Biraz yıprandı aile o kadar yada babanın mektubunda oğluna söylediği gibi " sadece duvara tosladık" sorun değil toparlarız. "Sayın hakimler savcılar sağ olsunlar bizi kollar gözetir sen üzülme oğlum ben sana delik deşik edecek başka fakir çocuklar alırım ama bu defa toslamadan işi halederiz." Aile nüfuslu onları içerde fazla tutamazsınız, cemiyetin önemli isimlerinde onlar, C bir cahillik etmiş kızı doğramış, zengin yavrumuza çok mu?
Bu tahliyelerin ardından C artık zorunlu olarak hakim amcasının içi kan ağlayarak 5 yıl ceza alacak, iyi halden 2 yıla düşecek daha 6. ayında "çocuk hükümlülere af" tan dışarı çıkacak. Yaşasın Adalet !!!
Bizim gibi beş parasız pis fakir ve nüfussuz ailelerin yavruları bu ve bunun gibi zevk için, spor için cinayet işleyen ailelere feda olsun. Zaten biz niye büyütüyoruz çocuklarımızı? onlar keyifle psikopatlık yapsınlar diye.
Onlar bu şekilde aklansalar bile en azından benim gibi zavallı önemsiz bir annenin gözünde suçlular!


2-S ilimizde 1 yıl önce 8 liseli 2 bebeğe tecavüz etti, 1 bebek öldü.8 çocuk hakkında hiçbir soruşturma yapılmadı!
Neden? Bu 8 çocuk kimlerin çocukları? Ben bilmiyorum ama fakir ve çevresi olmayan zavallı bir aileden olduklarını sanmıyorum.Öyle olsa mahkemelerde baklava çalan çocuklar gibi lime edilir yıllarca hapis yatarlardı. Onlarda zevk için iki bebeğe tecavüz edip öldürdüler. Bakınız CG ve ailesi gibi. Ama kıllarına dokunan olmadı. Ölen bebeğin ailesi para alıp sustu.Hatta bebeği  götüren kız cezalandırıldı.
Suçlular? onların aileleri nüfuslu emin olun onlar aşiret ailelerinden, onlar bürokrat çocukları,onların yakınları var milletvekili, belediye başkanı, vali vb.. ölenin yakını yok. Bu basit vatandaşlar zaten ölecekti belki de hastalıktan? bakımsızlıktan? 8 delikanlıya zevk nesnesi olarak ölmüş çok mu? Bizim aslanlarımız sapıkmış? cani psikopatmış? ceza almadıkları için herşeyi yapacaklarına iyice inanırlarmış? ne önemi var? zavallı cani sapıkların hayatını bir bebek için kim karartabilir? hangi şerefli savcı onlar için suç duyurusunda bulunabilir? hangi şerefli hakim onları hapise atabilir?


Bu kamu vicdanındaki yaralardan sadece ikisi!
Daha niceleri var!


Nice yazarlar, düşünürler, profesorler,doktorlar,savcılar cumhuriyeti kollayıp korudukları, bu çarpık suç bağımlılarına dur dedikleri, yanlışları söyledikleri için hapiste çürüyor.




Nice tecavüzcü,hırsız, cani,seri katil aramızda elini kolunu sallayarak dolaşıyor.
Öldürmek için sahip olacağınız yegane şey P deki 8 çocuğun ve C G nin ailesinin sahip olduklarına kavuşmak gibi görünüyor.
Biz ailelerin içi sızlıyor, bu adaletsizlik, keyfilik, adam kayırma, suçluyu kollama devam ettiği sürece de sızlayacak. Çünkü yarın başımıza bir iş geldiğinde arkamda devletim var, adalet var, bu memlekette hakim var savcı var haklıyı kollar diyemeyeceğiz.


Nüfuslu tanıdığım var, para saçtığım yerler var, zenginim, nüfusluyum diyebiliyorsanız içiniz rahattır tabii...


Toplumun bilincinde açılan yara çok büyük, kendi kanunlarını ve cezanı işletmeye kadar varacak bir yara.


Bir an önce sağduyulu yetkililerin işlerini doğru yapmalarını, suçluları ödüllendirmekten vazgeçip ceza sistemini uygulamalarını,düşüneni ve konuşanı değil, eylemleri ile en mukaddes insan hayatını sona erdirenleri cezalandırmasını temenni ediyorum.


Biz anneler yavrularımızı psikopatlar için yetiştirmiyoruz, bir anne olarak kaygılıyım.
Çocuğumu bu nüfuslu zengin psikopatlardan nasıl koruyacağımı düşündükçe kaygılanıyorum.
Adalete güven dendiğinde artık tüylerim diken diken oluyor, hangi ve kimin için adalete diyorum?
Benim için yapılan kanunlara mı? yoksa nüfuslular için yapılana mı güvenmeliyim?


Korkuyorum, yurdumu bekleyen gelecekten korkuyorum..
Uyan Ö kalk mezarından memleket hayal ettiğin o ülke oldu hatta geçti bile onu, şimdi vahşi batı bölümüne geldik !! "

NE MUTLU KÜÇÜK AMERİKA OLANA !!

4/28/2010

Televizyon izliyor musunuz?
Ben izlemek istemiyorum ama zorunlu olarak izlediğim programlar oluyor.
Haberler?
Haberler ise toplumsal yozlaşma, çöküntü, suç ve adaletsizliğin ne kadar yaygın olduğunu görebileceğiniz en yegane program.
Başka birşey izlemenize gerek yok, eğer i amacınız toplumsal çöküntümüzün resmini görmek ise..
Yok hala o eski masalları dinlemek ve uyumaksa niyetiniz-ki o masallar keşke gerçek olsa bende inanmayı istiyorum- başka programlar bakın..

Zamanında ünlü bir politikacı gerinerek "küçük Amerika olacak Türkiye" derken alkışlara boğulmuştu.
Şimdi gerçekten küçük bir Amerikayız.
Bazı yerler Harlem mahallesi hadi polisle bile gir girebilirsen.
Kapkaç, tecavüz,gasp ve seri katil kaynıyor İstanyork ay pardon İstanbul.
Ya şatafatlı, gösterişili hayatıyla magazin dergilerinde boy gösteren ama o paraların nereden geldiği kayıtlı olmayan zengnlerimiz yada varoşlarda dişini sıkan zencilerimiz pardon düzelteyim fakirlerimiz var.
Orta direk kalmadı..Son depremde yıkıldı.

Şimdi gündem eyalet sistemi ve başkanlık sistemine geçiş.
Eh bu kadar Amerikan vari yaşarken tek eksik buydu. Mardin eyaleti, Diyarbakır Kürt eyaleti, Malatya Ermeni Eyaleti,İzmir Rum eyaleti,İstanbul zenginler Eyaleti,Ankara Memurlar Eyaleti, Antalya Çıplaklar Eyaleti, Trabzon Pontus Eyaleti,Kafkas göçmenleri Eyaleti,vb.. Kısa zamanda en az 25 eyalet çıkar bizden.
Hatta il değil ilçe ilçe eyalet olursa yönetmek ve köleleştirmekte kolay olur. Başkan belli zaten sınırsız yetkileri olmalı.
Parlementoyada toplumsal yapımızı dahada iyi ortaya serecek nitelikte parlementerleri seçeriz.
Tarikatlarla yakınlığı olmayanın zaten bu parlementoda yeri olmamalı,
Sübyancılığı desteklemeyenlerde dışarı,
Devletten, vatandaştan çalıp çırpmamış aptallara oyumu vermem zaten.
Kadın hakları çocuk hakları diye söylemler söylesin tabii dışarıya bu imajı çizmek siyasi anlamda doğru olabilir ama gerçekte yaşamında ve davranışında tersini yapmalı.
Katil, tecavüzcü,çocuk istismarcılarını afla salacak kadar yürekli, düşünce suçlularını içerde çürütecek kadar adil olmalı !

Toplumun ihtiyacı olan herşey aslında meciste mevcut.
Tek eksik sınırsız yetki !
Bunu onlardan esirgeyenlerin malum mega örgüt  üyeliğinden 10 yıl gözaltında tutulması bile azdır.

Yakında gerçek bir uydu ABD olacağız..
Birleşik Türk Emirliği de olabilir adımız...
Maksat kimse kırılmasın.

BENİ ÇİLEDEN ÇIKARAN TOP 10 FİRMA/MARKA/OLAY

4/09/2010

İnternetten olsun mağazadan olsun alış veriş yapmayı severim. Bazen pazardan da aldığım olur bir T-shirt mağazadan da. Benim beklentim basit ; ürün kaliteli olsun, fiyatı ürünün ederi olsun, sorun yaşadığımda firma "müşteri hatası" mavalını okumasın.
Ama Türk olmak zor, Türkiye'de yaşamakta zor. Bazen alış veriş yaptığıma, yapacağıma, o malı aldığıma, kullandığıma ve o firma ve marka ile tanıştığıma bin kere pişman olmuşluğum vardır. Bence TR'de marka bilinci konusunda markalaşmış firmaların ve çalışanlarının bile bilgisi yok. Hele ki iş müşteri hizmetlerine gelince çoğu sınıfta kalıyor.
En klasik durum bir mal alırsınız iyi de para verirsiniz sonra ilk giyişte,kullanımda vb deforme olur,bozulur siz marka aldınız ya o güvenle firmaya gidersiniz firma size ürünü fabrikaya gönderip 10 gün içinde bilgi vereceklerini söylerler.
Sizde ürünü verirsiniz.
Beklersiniz..
Yanıt gelir ama bazen siz sorunca gelir bu yanıt.O ünlü fabrika araştrmış ve sonuca varmıştır ; " Müşteri kullanım hatası !"
Nasıl?
Tartışırsınız ama karşınızdaki kişi aynı yanıtı tekrar eder sonunda kahretsin der çıkar gidersiniz.
A evet tüketici haklarımız var ama bunu bilen ve uygulayan kaç kişi / firma var?

Ben satış sonrası hizmeti yi ise, müşteri hizmetleri yeterli ise o markayı hiç bırakmam.Ama bir de marka dünyaca tanınmış, malı kaliteli satış sonrası destek ve müşteri hizmetleri dandik firmalar var.En azından bana öyle tesadüf etti. Dilerim benim yaşadıklarım bu markalar için sadece talihsiz bir rastlantıdır..Bunu da benim kadersizliğime verelim..

İşte Önce En Kötüler Listem ;
1- SONY: Kızım doğruğunda o heyecanla hemen YKM'den Sony marka kamera aldım.Aman bir heyecan çekim için açtık kutuyu ama çantası dandik.Tamamen çakma, şaşırdım hemen aldığım yerle irtibata geçtim.Sony'e sorun dediler.Sony'ye yazdım "aldığım yer size atıyor topu" diye..Yanıt mı? yanıt yok! Yanıt alabilmek için sürekli mail atıp taciz etmek zorunda kaldım.Sonunda bizimle ilgisi yoktur.iyi günler diye bir mail aldım.İyi ama kiminle ilgili? bir zahmet benim gibi basit bir müşteriye açıklama yazsanız? bu talebime de yanıt olarak " bizim haklarımız var, sizi mahkemeye verebiliriz" oldu."Tabii, müşteri soru sordu mahkemelik oldu deriz gazetecilere" dedim.Bir yanıt almadım tabii. Müşterisini mahkemeye veren büyük bir firmadır Sony. Evime hala bu marka sokmam.Aman Allahım düşünsenize plazma TV bozuldu mahkeme mahkeme süründürürler beni !??.

2- YKM; Bu yukardaki olayda çakma Sony satıp bizi zarara sokan asıl firma YKM'dir.Ben konuyu büyütünce kamerayı aldılar, kameranında kaçak satıldığını öğrendik orada..Allahım burası TR o yüzden değil mi?

3-YKM; Evet yine YKM, Tatilde bozulan Biotherm marka güneş yağım çantama döküldü, acaba fısfısını yaptırabilirmisiniz diğer yarısını kullanmak istiyorum diye gittim.Getirin dediler, verdim malı, 15 gün sonra yanıt gelmeyince sordum" ne oldu?" " hata sizin , alırken kontrol etseydiniz "dediler. "Yahu hata nerden çıktı? Ben yapılabilir mi diye sordum ?hem alırken siz bu tarz ürünleri denetiyormusunuz ?" dedim , sonuç elemanların tavrından dolayı tartıştık.Ancak üstleri çözdü..Hala YKM'den alış-veriş yapmam.

4-SÜRAT KARGO: Allahım bu kargo çok süratli ama korgo getirmemede.İnsanlar seviyor ve kullanıyor olabilir ama bana ne zaman bu kargo ile birşeyler yollansa evime getirmediler.Gelip almamı istediler. Bazen evde bulamadıklarını, yada komşularıma geldiklerine dair yazıyı bıraktıklarını söylediler?? Yağmur yağar gelmezler, hava soğuk,sıcak,yol uzun,sizin ora sapa yer..Enteresan bir kargo ben çözemedim?
5-TANTİTONİ: Bu çok taze, hediye yolladım ama bana geldi.Sistemlerinde fatura için bir adres teslimat için bir başka adres girilecek yer var.Bu hediye yollamak için önemlidir.Bende önce fatura adresini sonra diğer sayfada yer alan teslimat adresi bölümünü girdim.Sonuçta ürün bana geldi hemde fatura ile birlikte, teslim edilmesi gereken adresi boşa girmişim??.Ürünü alıp teslimat adresine göndermelerini isteyince de bizde sorun yok sizin verdiğiniz adrese yolladık dediler.İyi ama teslimat adresine girdiğim adrese ne oldu o zaman? Kötü bir internet sayfası, ya çalışmıyor teslimat adresi diye ayırdıkları yer yada kargoya hazırlayanların hatası?
Bir daha Tantitoni internet ssitesinden alış veriş mi? asla!!

6- Ankara'da büyük bir mağaza - şimdi adını hatırlayamıyorum- İpek Yol hırka almışım bir kış günü oradan.Hırka ilk giyişte tüylendi götürdüm.Klasik fabrikasına yolluyoruz dediler -ki bu fabrika bir şehir efsanesidir.Genelde depoda bekletip siz sıkılıncaya kadar yanıt dönmediklerini düşünüyorum- Neyse bir iki hafta sonra uğrayıp sordum bizim hırka ne ldu diye.O efsanevi fabrka müşteri hatası demiş.Şaşırmadım aslında, hep bu sonuç çıkar.Nedeni ise hırkanın üzerine Ankara soğuğunda manto giymem ve o mantonun etiketinin tüylendirmesiymiş." hırkada manto ile giyilmez" yazmalısın ama olmadı şimdi. Bu olaydan sonra alış verişim kesildi tabii

7-OYSO; pijamalarının desenine bayılıyorum, ama almış olduğum pijama takımı elimde yıkandığında patlayınca hemen pijamayı alıp mağazaya gittim ve müşteri hizmetsizliği ile karşılaşmam an meselesi oldu.Klasik fabrika, yanıt beklenen 10 gün ve klasik ee aramadınız ne oldu diye giden ben. Sonuç müşteri hatası. Aaa ne hatalı müşteriyim pijamayı giymiş ve yatağa girmiş olmam mı bu defa suç?.Alış verii bu olaydan sonra kesemedim maalesef ama alırkende işportadan alıyormuş gibi dikişini vb iyice kontrol ediyorum.İnanılmaz ama daha askıda sökük pijamalarını buldum??

8- Yine Ankara'da bir bikini aldım, Aprido marka.15 günlük tatil sonunda rengi solmuş, yılların bikinisi hali vardı.Hemen aldığım yere gittim.Yine klasik fabrika, 10 gün..boş yere aramalarını bekleme vb..Sonuç mayoyu ben güneşte kullanmışım.Bu mayoların rengi güneşte kurursa solarmış.Aaa ben cidden bu bikinilerle güneşlenmiştim !! Hay allah !! Bir daha o mağazadan alış veriş mi? Asla !

9-UPS KARGO; Biz kargo ile çok fazla çalışıyoruz. İnternet alış verişlermi düşününce bizim eve en sık kargocular gelir. Bu nedenle çok farklı kargolarla muhatap oldum. UPS'de maalesef zamanında kargomu hiç getirmeyenlerden. Bakınız bugün bile hala bir kargo beklemekteyim hem de kargo firmasını sabahtan beri 3 defa arayıp kargo yok dememe rağmen gelmedi. Canları ne zaman isterse ?

10- KITCHEN AID; Evet çok seviyorum mutfak robotumu hemde çok ama maalesef aldımdan 3 ay sonra tel çırpıcısının bir teli koptu ve kırıldı.ESSE'ye götürdüğümde hamur mu karıştırdınız dediler? yaa evet kürek ekini görmeyecek kadar safım? değişim yok , kaynak yapalım dediler o da işe yaramadı yeni ekini alın dediler.Maalesef ekleri garanti kapsamında değilmiş. İnanmıyorum !!! 2 ay önce de ayar düğmelerinin plastik topuzları düştü. Sanırım sandığımdan da güçlüyüm??

YUVARLAKÇAY'I KİMLER KATLETİYOR ???

3/28/2010




Fotoğraflar Ağaçlar.Net'ten alınmıştır

Ne yazık ki memleketimizin en güzel yerlerinde olduğu gibi Yuvarlak Çay'da da aynı oyunlar oynanıyor.
Muğla Köyceğiz'de cennet gibi bir yer Yuvarlak Çay.
 Kıvrılarak tertemiz berrak suyuyla kendi halinde akıp yüzyıllık ağaçları, hayvanları ve civarındaki köyleri sulamakta, beslemekte..Bunun yanında bu civar ciddi bir turizm alanı. Her yıl yüzlerce ziyaretcisi oluyor.

Ama Yuvarlak Çay için artık başkalarını besleme zamanı gelmiş anlaşılan !?
Gelecek nesillere yüzyıllık çınarları, çamları ve özel koruma altındaki nadir ağaçları bırakmak pek ilgi alanında olmadığından yetkililer madem yetki bizde güç bizde o zaman Yuvarlak Çay'da bizim olsun demişler.
Önce su tesisi yaptırmak istemişlersede olmamış. Şimdi Akfen Hidro Elektrik Santrali kuracakmış.Evet bir çaydan elektrik üreteceklermiş.Üç dört ampul yanacak diye balıkları, ağaçları, çevreyi katledecekler.
Yok yok adamlar salak değil.Onlarda bu çaydan fazla bir elektrik alamayacaklarını biliyorlar.Amaç şimdi HES sonra suyun kullanım hakkını alıp tepe tepe kullanmak.
Şimdiden 22 yılların ağaçları kesilmiş durumda..
300 yıllık koca bir çınar ise kesilmek üzereyken köylü kadınlar tarafından kurtarılmış.Çevresi köylüler tarafından çepe çevre çevrelenip anıt ağaç yapılmış. Akfen şimdilik giremiyor, girerse de karşısında köylüleri buluyor, çünkü köylüler sırayla nöbet tutuyor, geleceğin mirasını bir iki godaman peşkeş çekenlerede karşı duruyor.Biz bugün onlara destek vermek için oradaydık.Ve bu güzelliğin yok olacağını düşünmek bile kalplerimizi burktu. Kafamızı çevirdiğimizde dağın bir yanında kesilmiş ağaçlardan kalan tomrukları görmek ve o çıplak alana bakmak bile huzursuz ediciydi. Direniyor Yuvarlak Çay tek başına! Akfen ise pusuda çıkarı var, hemde büyük hemde hepimizi etkileyecek kadar büyük..Maalesef sayın Vali dediğiniz gibi şirket her kesilen ağaç için dikse dahi bir fidan telafisi bu değil !!.Ama düşündürüyor insanı bu katliamın ardından söylenenler?Acaba kimler ne kadar rüşvet aldı bu işler için???


Yani ...
Birgün çaydan bir bardak su almak istediğinizde para vereceksiniz
Birgün ormanda temiz hava alalım dediğinizde birileri o havanın parasını isteyecek
Bir gün denizde serinlemek istediğinizde bu deniz benim ver parasını diyecekler
Birgün ağaca bakacaksınız göz parasını ödeyeceksiniz !!

Çünkü bugün onlara bunlar kültür mirası kimsenin değil bu vatanın evlatlarının demediğiniz için !!!!
Şimdi Yuvarlak Çay için sesimizi yükselttik !

AKFEN DEFOL
YUVARLAK ÇAY BU MİLLETİN SANA SATANA BİLE AİT DEĞİL !!!

Lütfen Yuvarlak Çay'ı Koruma Platformu sitesini ziyaret edin, bilgilenin ve bloglarınızda bilgilendirin. Bu katliama dur diyelim !!!

http://www.cmo.org.tr/index.php/haberler/cevre-haberleri/1847-yuvarlakcay-kurumasn

UZUN SÜREN HASTALIK

3/21/2010

Fethiye'ye geleli tam 15 gün oldu.İlk haftam yerleşme telaşı, kızımı okula kaydetme vb ile geçti tabii bu arada üşüttük. Sonra tam iyileşiyorum derken hafta başı tekrar ama daha ağır hasta oldum.

Fethiye'ye geleli 15 gün oldu ve ben yaklaşık 10 gündür hastayım...
Geceleri uyanıyorum, öksürük krizi tutuyor,boğaz ağrısı, ciğerlerimde yoğun baskı ve ağrı,nefes alamama..
Sabah erkenden uyanıyorum, hemen ilaçları içiyorum biraz rahatlama umuduyla ama olmuyor.Öksürük krizi göğsümde baskı ve ağrı..
Öğlen sızıyorum, burun tıkanması yüzünden kötü uyanıyorum, arada ateşim çıkıyor, dudağımda ikinci yara çıktı.

Rüyalarımda akciğer kanserinden kaybettiğim dayımı görüyorum bazen..Çok üzülüyorum, ne kadar acı çektiğini biliyorum, çok acı çekiyorum..Biraz balgam çıkarabilirsem geçici bir rahatlama oluyor..

Kendimi iyi hissettiğimde evde dolanıp toparlıyorum, temizlik yapmaya çalışıyorum.Ama efor sarfetmem beni daha da kötü yapıyor.yoruluyorum..

Bu sabah iyiyiz dedik ve kalkıp sahile yürüdük. Ailece denize nazır bir kahvaltı yaptık çok keyifliydi, öksürüğümde yoktu..
Sonra sevgili Asortik Krep'i görmek için pazara yürüdük.Enteresan bir pazar ikinci el eşya satılıyor ama ben daha çok kıyafet gördüm.Zaten yürümek o kadar yormuş ve terden sırtım sırıl sıklam olmuştu ki gözüm son anlarda hiçbirşey görmedi.Tam pazar çıkışında Asortik Krep'i gördük.
Eve gelince sızmışım,öksürükle kalktım..yürüyüş beni çok yordu, sanırım böyle yürüyüşler için henüz erken.Önce iyileşmek lazım..

Sonuçta Fethiye ey Fethiye uzun zamandır hiç bu kadar ağır hasta olmamıştım, yeter artık ama yardım et kalkalım ayağa !!
Bu çağrımıda duymazsan..

2010 DEĞİŞİM YILI

3/12/2010

Aslında uzun uzun taşınmamı anlatacaktım ama sonra vazeçtim. Sonuçta enteresan birşey yok. Tek ilginç yanı taşınmamın tamamen keyfi oluşu...
Aceleci ve bir işi tamamlamadan raha edemeyenlerden olduğumdan cumartesi akşamı vardığım Fethiye'de rahatça uyumak ancak salı akşamı mümkün oldu. Bu tempo pekte narin olmayan ama hastalıklarda pek nazlı vücudumu yordu vee annemle birlikte analı kızlı bronşit olduk.Şimdi yanımda oturuyor, ikimizdende garip sesler geliyor.
Bu da geçici tabii, sonra Fethiye'yi, yaşadığım Çalış'ı keşfetmeye başlayacağım.Bu en zevkli kısmı olacak..
Gelelim değişime. Evet 2008 yılından beri değişim yaşıyorum, ama bir ben mi? hayır, çevremdeki pekçok dostumun da hayatında hızlı ve ani değişimler yaşanmakta.
Bu değişim zihnende sürüyor. Hayat hızla kabuk değiştiriyor ve buna ayak uydurmakta bazen zorlanıyoruz.
Ben en azından şu ana kadar yaşadığım değişimlerden ziyadesiyle memnunum. Beni Ankara'dan İzmir'e, bekar yaşamımdan evliliğe, bir çocuğa, İzmir'den Fethiye'ye getirdi.
Artık biz zeminde durduğumu hissediyorum.Belki birkaç rütuş daha lazım.Ama hemen hemen oturdu taşlar yerine.
Hissediyorum... artık hazırım.