KIZIMA MASALLAR

KIZIMA MASALLAR
KIZIM VE MASALLAR

YAŞAMA DAİR

YAŞAMA DAİR
DÜNE,BUGÜNE VE YARINA DAİR

EL EMEĞİ

EL EMEĞİ
PEÇETE HALKALARI,OYUNCAK,YASTIK

MİMLER VE DİĞERLERİ

MİMLER  VE DİĞERLERİ
BLOGLAR ARASI İLİŞKİLER

BABA VE KIZI

6/16/2012

Babam bu yıl internet ve Facebookla sonunda tanıştı.
Bu tanışma aslında onun için çok iyi oldu,
Uzun zamandır kullanmadığı kalemi bilendi, dili dillendi..
En güzeli mesafaler uzakta olsa uzağı yakın etti.
Bugün babamın bana yazmış olduğu şiiri okurken yaşadığım duyguları tarif edemem..
İyi ki varsın babacım, iyi ki canından can olmuşum.








ikinci göz agrim zehramdir benim
kız çoçuk sevmeyi ondan ögrendim
masum masum bakarıdı yüzüme
o benim benzerim sert bakışlıdır

güzel gözlü çatık kaşlıdır kızım
ne eyler ne eder yaptırır nazın
aklına yatmayan her hangi sözü
söz diye dinlemez gülümser gecer

tamdoganım ben kızımı bılırım
onda bazen ben kendimi görürüm
cocuk larım için canım veririm
yeterkı kafeste can taşısınlar

EVET AMA BUGÜN BAŞKA OLMALI İDİ???

4/27/2012

Bu gün evlilik yıldönümüm...
9 yıl önce bugün evet dedik birbirimize..
Dönüp bakınca 9 yıl 9 saatten bile az geliyor.

Boynum bükük, sevdiğim yanımda olmayınca küskünüm denize, mavi göğe..
Sabah mesajıyla uyandım,
Öğlen sesiyle..
Ancak yüreğimde bir küslük yuva yapmış göz pınarıma bir damla..

Her an insan aşkla dolmazsa -ki bu aşk yaşamın her şeyine her anına olmalı-  yaşamın ne anlamı vardır ki?
İlla ki zor olacaktır hayat, ancak  kahkaha ve gözyaşı kalbimize akarken yanımızdakidir onu farklı kılan?

Şimdi damardan çalıyor şarkılar ,
Dudaklarım bükük,
Ağlamak bile istemiyorum..
Eşlik bile etmeden nağmelere bile sırtımı döndüm.
Kalbimde atıyor aşk dolu bir ritim...

Oysa bu sabah kapının önünde olacaktı,
Ben sevinçle boynuna sarılacaktım,
Bölmeseydin işlerini, neden bunca yolu geldin? diyecektim.
İçten memnun, mutlu,şımarmış boyunca..
Gözleri gözlerimde gülecektik,
Belki sahilde el ele gezip birer bira içecektik denize karşı..

Ben ona aşkımı belki çikolatalı bir pasta ile anlatacaktım..
Ne denli düşündüm bilemezsin diyecektim,nasıl yapsam,tadı nasıl aşkımı anlatsa diye?

Akşam birer kadeh kırmızı şarap, yanında şarkılar kadeh çınlarken kulağına
"Aşk olsun" diyecektim,
"Nur olsun" derken gözlerim gülecekti..

Ancak şimdi,mutfakta  yemek kokuları içindeyim.
Süt kaynadı, bezelye pişti, balık çözülüyor,salata malzemeleri sirkeli sudan geçti,
Elmalı tartın içi hazır hamuru az sonra..

Üzgünüm sevgilim kaçırdıklarına yanacaksın,
Geldiğinde yaparım da demiyorum!
Çünkü bugün aşk ta nur da olmadı....

MISIR VE PAMUK YARI AÇIK CEZAEVİ MAHKUMLARI

1/03/2012

2011 yılının evimize getirdiği en büyük değişim kediler.
Bir haziran ayında sokaktan kurtarılmış minik sarı erkek bir kediyi pet shoptan alıp evimize getirmemizle başladı her şey.
Birden evin neşesi oldu minik afacanımız.
Ona tüm oyunları kızım öğretti.
Kucakta bebek gibi sırt üstü yatırıp sallayarak uyutmayı,
Sarılıp öpüşmeyi...

Benim sarı oğlum pek nazlıdır.
Pek ağlaktır, sulu gözdür, küser de..
Sıkıldıkça yer de yer..

Benim sarı oğlum insan canlısıdır.
Çok tatlıdır, sevgi yumağıdır.

Sonra bir gün aylardan belki Eylül,belki Ekim..
Yolda giderken bembeyaz, uzun tüylü,küçük kafalı bir kedicik gördüm.
Sessiz ,sırnaşık pek bir güzeldi..
Günlerce sokakta ya ölürse düşüncelerini aklımdan atamadım.
Ve bir gün kocamın hayret bakışlarıyla o kediyi de alıp eve getirdim.

Hayret ettiler, ben de hayret ettim.
Kendime..
Yıllarca eve kedi sokmayan ben bir gün gardımı düşürüp bir kediyi eve soktum..
Sonra kendi isteğimle ikinci kediyi aldım.Gerçekten hayret bir durum benim için.
Hele de astımlı olduğum düşünülürse?

Ben astımı unutmuş, kedilerimiz ile eğlenirken aslında alttan alta içimden bir ses ya alerjimiz artarsa diyordu..
Ve sonunda bir akşam ,bir Kasım akşamı kızımın kesik kesik öksürükleri ile fırladım yataktan.
Ne yazık ki kızım o akşamdan sonra çok sevdiği kedişlerinden ayrıldı.

Kedişleri biz sokakta ölmesinler diye almıştık,
Şimdi onları dışarı atmamız da olmazdı.
Çok düşündük, çok..
Onlara aile aradık,sevgi dolu sıcak bir yuva..
Ama bulamadık..
Biz de onları çatı katındaki odaya yerleştirdik.
Her sabah bahçeye çıkarıyorum onları, akşama kadar bahçede koşup oynuyorlar, balkonda onlara hazırladığım koltuklarında oturup güneşleniyorlar sonra eve girip yemek yiyorlar..
Ama evde serbest bir şekilde gezemiyorlar.

Yarı açık cezaevi gibi ama açlık ve soğuktan iyidir.


SEVGİLİYE...

5/05/2011

Yerde miyim gökte miyim?
Bilmediğim bir zamanda ve yerdeyim.
Bilmediğim anların  içinde anılarım.

Günler gelip geçerken ben tarihini tutamıyorum.
Zaman elimden avucumdan akıyor,
Ben gelip geçene baka kalıyorum.
Hayatta rolüm piyon,
Tek derdim oyundan erken atılmamak.

Şimdi güneyin sahiline akşam indi,
Yedi tepeli şehirdeki yarimde aklım,
Onu daha çok hissetmek için geçmişin dizelerine sığındım
Bal damlayan kaleminden
Aşka oradan hüzne,ordan hasrete düştüm..
Kalbim hüzne bulanmış halde hasretle telefona bakıyorum
Arasanda sesini duysam canımdan can sevgilim..

Tek derdim zaman
Tek arzum anlamak
Tek ihtiyacım aşk
Tek umudum sen

BAYRAM OĞLU BAYRAMOĞLU ÖLÜMDEN ÖTE KÖY VAR MI?

2/04/2011

Eskiden ölmenin çok zor olduğuna inanırdım.

Öyle ya kolay mı ölmek ?
Yaşamak bu denli zorsa –zaman zaman- ölmekte bu denli zor olmalıdır !?

Ancak çevrende ölen yoksa hiç ve sen kıyısından dönmediysen ölümün böyle düşünmeye devam ediyorsun.
İşte bir gün kapını yada yakınındaki kapıları çalınca ölüm hem de aniden o zaman için ürperiveriyor..

Dün sesini duyduğun bu gün hayatta olmuyor.
Hem de saniyeler, dakikalar içinde gidiyor..
Hepimizin gideceği yere bazen birileri erkenden gidiveriyor.

Ancak ölüm asla yakışmıyor sevdiklerimize...
Bilsek te öleceğimizi asla yakıştıramıyoruz kendimize.
Eskiden ölmek yaşlanınca olur diye düşünürdüm.
Yaşarsın yaşını, hayatını sonra huzurla kapatırsın gözlerini dünyaya..
Elbet yaşadım der gidersin , vaz geçersin kolayca..

Ancak anladım ki ölümün yaşı yok.
Erkenden arsızca da gelebiliyor.
Kolayca, hiç düşünmediğin anda..

Yaşlanmana izin vermeden..

Ve anladım ki yaşlansa da beden ruh yaşlanmıyor ve o genç ruh ölmek istemiyor.
Ne kadar yaşlansan da hayattan kimse kolayca vazgeçemiyor.
Hayatın döngüsü ve kuralı da bu değil mi?

Ve anladım ki bir gün ben de ölebilirim hem de yaşlanmadan.
Şaka gibi geldi..
Sesler kulağımda uğultuya, uğultu sessizliğe
Işık karanlığa dönerken anladım ki ölüyorum..
Çırpınmalarım durdu,
Kalp atışım yavaşladı..
O kısa anda anladım ki ölüyorum..
Hafif bir ışık,
Cılız bir ses bana seslendi..
“Abla!!.. abla!!”
Anladım ki ölmek düşündüğümden de kolaymış.

Şimdi  burada bir nokta koyup sevgili Ayfer ablamla yaptığımız telefon görüşmesini yazmazsam olmaz..
Beni çok güldürdü.
Bu yazıyada çok uygun

A- Alo Zehra...nasılsın?
B-İyiyim Ayfer abla, sen nasılsın? İstanbul nasıl? eğleniyormusun?
A-..... İyi misin? nasılsın?
B-..?? iyiyim !? keyfim yerinde. Sen neler yaptın oralarda?
A-İyiyiz işte koşturduk.Sen nasılsın asıl? iyisin değil mi?

Bu arada sesi ilk dakikadan beri garip bir şekilde tedirgin ve endişeli.Ben de anlam veremiyorum tabi niye endişeli olduğuna, sürekli normal hayat akışı ile sorular soruyorum ama o dönüp dolaşıp sağlığımı soruyor.

B- Ayfer abla ben iyiyim,
A-İlaçlarını alıyor musun?
B-Aaa anladım, sen şimdi Defne Joy öldü diye telaşlandın, bende hastalanır ölürüm diye mi korktun? ha haaa
A-Gülme, ağzına alma hem öyle şeyleri, Allah korusun dillendirme ama alıyorsun değil mi ilacını? Bak ihmal etme. Sende astımlısın bak gencecik yaşında gitti kızcağız.Aman ilaçlarını iç.
B-Alıyorum,sen üzülme canım benim ben iyiyim.

Sonuçta yaşarken güzel yaşamak lazım.
Mutlu olmak ve mutlu etmek lazım.
yüreğimize sevgi etrafımıza dostluk vermek..

Ölürken beklentimiz torunlarımın saçlarını okşamış olmak.
Huzurla,ele avuca düşmeden bir gün yatak ertesi gün mezar..
( anneannemin sözüydü, aynende öyle oldu rahmetli gençti aslında 64 yaşında yoktu kalpten yatak bile görmeden göçtü)
Şimdi düşündüm ecdadımı, hepsi kalpten hık hık gidivermiş..
Arada astımdan ölenler var ancak onlar istisna.
Sanırım biz de hık diye kavuşacağız Allahın Rahmetine..

Uzun ve sıkıcı bir yazı oldu sanırım , affola..

YENİ YILA HOŞGELDİN; KARMAN ÇORMAN

1/03/2011

Nereden başlamalı?
Her gece yattığımda aklımda dizelere dökülenlerden mi?
Sonra uyandığımda unuttuklarımdan mı?
Sabah yürüyüşlerinde aklımdan geçenlerden mi?

Yaşananlarda mı? yaşanacaklardan mı? umut edilenlerden mi?

Yılı nasıl geçirdik ondan söz edelim..
yılı garip bir havada geçirdim..Fethiye'nin yazı gibi sıcak,yağışkan ve bunaltıcı..
ağustos böceği gibiydik bir ara,
Sonra ağustos böceğinin ilaçla baygın düşmüş hali gibiydik,
Sonra ağustos böceğinin karıncaya özendiği hali gibiydik..


Sonra bu yıl taşınma yılı oldu iki defa ev taşıdım..
Bir haftada evi topladım,
Yarım günde tek başıma 170 metre kare evi kıyı köşe temizledim,
Tek başıma 170 metre kare evi 1,5 günde yerleştirip yaşanır hale getirdim.
Övünüyorum, ben bile kendime şaşırdım.
Hızla evi alışılmış düzene geçirmem gerekiyordu, durmadan çalıştım.
Durduğumda şaşkınlıktan ne yapacağımı bilemedim..

Hakikaten ben ne yapacaktım?
Evet,
Bu cuma gününe hazırlanacak siparişlerim vardı benm ve ben bu hengamede onu arka plana itiverdim.
Şimdi tekrar hızlıca onları hazır etmem lazım ama nedense bir rehavet içindeyim.

Yeni yıla dönersek söylenecek tek şey var;
Umutlarım var!
Sağlığımda olursa ne ala..

Kafam karışık ya, şu siparişi tamamlamamış olmak beni huzursuz ediyor, bu yüzden yazacaklarımı toparlayamıyorum.

Yoksa aslında paylaşmak istediğim komik ama keyifli anlar var aslında..

Ah..bir kafamı toplasam!!
Söyleyecek çok şey var..

En iyisi ben kalkıp şu kurabiyeleri yapayım yoksa hiçbir iş yapamayacağım...
Sonra görüşürüz..