KIZIMA MASALLAR

KIZIMA MASALLAR
KIZIM VE MASALLAR

YAŞAMA DAİR

YAŞAMA DAİR
DÜNE,BUGÜNE VE YARINA DAİR

EL EMEĞİ

EL EMEĞİ
PEÇETE HALKALARI,OYUNCAK,YASTIK

MİMLER VE DİĞERLERİ

MİMLER  VE DİĞERLERİ
BLOGLAR ARASI İLİŞKİLER

HATA BENDE

7/22/2010

Zaman ...
Azgın bir nehir sessiz bir dere gibi taşlarımı, çakıllarımı, ağaç köklerimi yalaya yalaya, savura savura geçiyorsun.
Bakıyorum ve göremiyorum,
Sen yavaş yavaş benden aldıklarınla nerede ne kuruyorsun?

Geçmiş...
Tatlı tebessümle en acı anları anarken
İşte o an, zaman tatlı bir esinti gibi geliyor.
Esmişim, yağmışım, gülmüşüm ağlamışım..
Bir ömre kaç aşk sığdırmışım?
Ana kucağında baba evinde ne çok şımarmışım..

Şimdi...
O sözü veripte ne zaman unutmuşum?
Hani anı yaşayacaktın Zehra?
Hani yaşamın tadına lezzetine ve zevkine varacaktın?
Hani az uyuyup çok gezecek görecektin ?
Söz vermiştim..
Hayatta ahtapot gibi değil taze bir bahar dalı gibi kalacaktım...
Sığmıyorum kabıma
Sığamıyorum hiç bir yere..
İçimde kurtlar uluyor,
Bıraksam aya methiye düzecekler ama son gücümle sesleri susturuyorum.


Sonrası..
Şimdide gizli ya
Elim varmıyor şimdiye..

Neşeti koymuşum ..
Gözlerim doluyor,
En azından müzikte buluyorum keyfimi..
Melankolik bir dönem işte,
Sıcaklar , arzular , özlemler , kırgınlıklar ve iç hesaplaşmalar..
Hesap vermekten kendime hayatı unutuyorum.

Sonuç...
Hata bende
Evde 3 günden fazla oturmak bana hiç bir zaman iyi gelmedi, şimdi neden gelsin?

SIKINTILI YAZILAR SERİSİ I

7/20/2010

Yazı yazmak istesem de zorlanıyorum,
Kalem ve kağıtla ödeştim klavyeyle daha çözemedik sorunumuzu.
Baktım sevgili Asortik yazısında derdime tercüman olmuş.
Ne kadar benim bu yazılar ve düşünceler diyorum geri dönüp okuduğumda..
Sonra aklıma geliyor, paylaştığım her şey artık benden çıkmıştır,
Benden bir parçadır ama artık benim değildir, sahibi olamam, dönüşecek ve değişecek anlamı..

Her zihinde başka bir anlam ve başka bir kapıya vuracak yolunu..
Her bilinçte bambaşka bir renge bürünecek.

Düşünüyorum... bu sıralar yaptığım tek şey.
Yok hayır memnunum..
Bazen düşünmeden geçiyor günlerim, oysa kafa yormak lazım hayata..

İnsanları ve davranışlarını bir adım geri gidip incelemekten hoşlansam da
O kadar kolay incinmesem de
Kendimi başkalarından daha fazla eleştirip, yersem de
Hayatı hayat olarak alıp öyle yaşamaya çalışsam da
İçimdeki öfkeye dur diyemiyorum..

Beylik laflarla kafamı ütülemekten kaçınıyorum, bazen kolaya kaçıyorum biliyorum.
Zor olana düşkünüm..
Bu yüzden tökezliyorum,

Öfkeleniyorum berelendikçe..
Hiçlikten doğup büyüyor hıncım.

Bu sıralar sıkıntılı ruhum..
Yazılar üstüme üstüme geliyor.
Derdim kendimle..

Ah Fethiye ne denli sıcaksın, ruhum gibi nemli yapış yapış bir anda serin rüzgarında ferahlatırken diğer yanda yakıyorsun !

Ah.. farkındayım amacın beni eritmek, bir kalıpta kendince şekillendirmek ama ben şekle gelemem.
Ah Fethiye ne sıcaksın, ne yapış yapış havan !
Bir alışınca dinginliğine tembellikle sarıp sarmalayan.
Farkındayım beni alıştırıyorsun ama ben alışmaktan hiç hoşlanmam.
Uykuda bile inat açarım gözümü,
Rüyamı izlerim dışardan sırf o güzel rüyaya bile alışmamak için.

Bu yüzden huzursuz kalbim.
Hep dürtmekten yorgun..
Fethiye, güzel koylarınla beni baştan çıkabilirsin ve yeşil dağlarınla kolarında sarıp sarmalayp mavi denizinde huzur verebilirsin.

Tüm bunları seve seve alırım.
Ama alıştırma beni..
Sonra kusurarını göremem, sen de benimkileri öylece kalırız.
Kusurlu, değişmeden gelişmeden..

Vaz da geçebiliriz birbirimizden ama şans vermeliyiz sorularımıza.
Sıcağınla beni boğmadan önce düşün belki kaybedeceğiz ama kazanacaklarımız da var !

Sen sor önce neden?
Ben devam ederim bende soru çok.
Hainlikse hainlik olsun, ama çok geride kalmışsın
Güzelsin bir genç kız gerdanı gibi koyların ışıl ışıl..
Ama bir yanın içi geçmi koca karı misali çöreklenmiş kalmış.

Gel sen de ben de muhasebemizi yapalım.
Kaybedeceklerin yanında kazanacaklarını düşün..

Serin esen rüzgar penceremden girdikçe rahatlıyorum
Gözüme daha bir güzel geliyor gece..
Anladım bu gece de uyku yok bana..

Sanki geceleri bana daha bir yakınsın Fethiye.
Bir de şu kalabalığın olmasa...

MEMLEKETİN MALI DENİZ, YEMEYEN DOMUZ !!!!

5/26/2010

TV de haber izlemekten sıkılıyorum, hatta açık oturumlarlardan nefret ediyorum.
Ve hatta siyasetçilerden sıtkım sıyrılmış haldeyim.

PEs yani diyorum, başka da birşey diyemiyorum.
Milletin derdinden kime ne? siyasetçilerimiz yine gündemi kendileri belirlemiş durumda.

" O bana şunu dedi, sen bana bunu dedin"

Ahh ahh parlementodakilere sesleniyorum.
Yeter artık ucuz siyasetiniz, yeter artık basit söylemleriniz, yeter artık herşeyi kendinize göre yontmanız, çalıp çırpıp birde üste çıkmanız !

Bir de televizyonda programlara çıkıp ne olur " millet böyle düşünür, böyle der" diye neyi nasıl görüp nasıl düşüneceğimizi söylemeyi kesin !

Birbirinize bey mi dersiniz? paşa mı? ağam mı? umurumda değil .
Siz önce bu memleketin asıl dertlerini çözün, çözebilirseniz.
Birileri kaç yıldır tek başına iktidarda çözemedi? Gerçi onların derdinin çözmek olmadığını da anladık. Gerçi birde tersten bakarsak çoluk çocuk ve torunlarının derdini çözmüş durumdalar. ( kıskandık tabii)

Amaan boş verin beni okuyanlar, aslında siz de boşverin.
İktidarın ne olduğunu da artık hepimiz biliyoruz.
İktidar = Güç=Para= 72 sülaleniz yaşadı !!!! ( iki kere kıskandık )

Bu sözümde babama ; Ahh babam ahh bir vekil olaydın da bize de bir iki ihale düşseydi !!!!

Türkiye'nin kaderi kim gelirse gelsin yemek mi acaba?

Siyasi görüşünüz ne olursa olsun iktidara gelirsen yemeyen domuz olursun !!

PARA VE NÜFUS EŞİTTİR ÜSTÜNLÜK

5/02/2010

Sizlere bir hikayem daha var...
Hikayemizinbaş kahramanı olmayan ülkede yaşayan  Hello Kitty'dir. Kitty anne olmuş yavru enikleri ile ilgili kaygı yaşamaktadır.
Aşağıda onun düşünce ve duygularını kendi ağzından okuyacaksınız. Anlatılan olayların gerçek hayatla ilgisi yoktur.Olaylar,kişiler,düşünceler ve tüm kurgu tamamen uydurmadır , dikkate almayınız .

"Eğer paranız varsa, hükümete yakınsanız yani hükümetle aranız iyiyse, tanıdıklarınız arasında hakim, savcı, bürokrat ve milletvekilleri varsa herşeyden ve herkezden üstünsünüz.
Tabi bu hukukun kişiye göre eğilip büküldüğü, bir kere delinse ne olur deyip delindiği, kanun ve cezaların uygulanmadığı ülkelerde böyle.
Bizde nasıl?


Bizde gazeteleri okursanız anlarsınız nasıl olduğunu.Mesela bir iki gazete başlığını alırsak tablo gün gibi ortaya çıkıyor;


1- M.A cinayetinde tahliye! Baba M N G tahliye oldu.


Nerede görülmüş kurbanın tırnaklarında DNA'sı bulunupta salıverilen? Tabii ki bizde. Daha ilk günden salıverilen anne baba annenin kaçması, babanın- medyanın ve vatandaşın zorlaması ile -tutuklanması, CG teslim olması hepsi bugün olanların ve yarın olacakların resmini ortaya sunuyor.
Aslında M A nın anne ve babasının bu kadar dişli çıkacağını tahmin etselerdi baba oğul başka bir kurban bulurlardı mesela varoşlarda top oynayan bir fakir aile kızını !?, maalesef tahmin edemedikleri için 1 yıldır bu aile ile uğraşıyorlar. Ama sorunda değil birkaç ay yatıp kurtulacaklar bu işten. Biraz yıprandı aile o kadar yada babanın mektubunda oğluna söylediği gibi " sadece duvara tosladık" sorun değil toparlarız. "Sayın hakimler savcılar sağ olsunlar bizi kollar gözetir sen üzülme oğlum ben sana delik deşik edecek başka fakir çocuklar alırım ama bu defa toslamadan işi halederiz." Aile nüfuslu onları içerde fazla tutamazsınız, cemiyetin önemli isimlerinde onlar, C bir cahillik etmiş kızı doğramış, zengin yavrumuza çok mu?
Bu tahliyelerin ardından C artık zorunlu olarak hakim amcasının içi kan ağlayarak 5 yıl ceza alacak, iyi halden 2 yıla düşecek daha 6. ayında "çocuk hükümlülere af" tan dışarı çıkacak. Yaşasın Adalet !!!
Bizim gibi beş parasız pis fakir ve nüfussuz ailelerin yavruları bu ve bunun gibi zevk için, spor için cinayet işleyen ailelere feda olsun. Zaten biz niye büyütüyoruz çocuklarımızı? onlar keyifle psikopatlık yapsınlar diye.
Onlar bu şekilde aklansalar bile en azından benim gibi zavallı önemsiz bir annenin gözünde suçlular!


2-S ilimizde 1 yıl önce 8 liseli 2 bebeğe tecavüz etti, 1 bebek öldü.8 çocuk hakkında hiçbir soruşturma yapılmadı!
Neden? Bu 8 çocuk kimlerin çocukları? Ben bilmiyorum ama fakir ve çevresi olmayan zavallı bir aileden olduklarını sanmıyorum.Öyle olsa mahkemelerde baklava çalan çocuklar gibi lime edilir yıllarca hapis yatarlardı. Onlarda zevk için iki bebeğe tecavüz edip öldürdüler. Bakınız CG ve ailesi gibi. Ama kıllarına dokunan olmadı. Ölen bebeğin ailesi para alıp sustu.Hatta bebeği  götüren kız cezalandırıldı.
Suçlular? onların aileleri nüfuslu emin olun onlar aşiret ailelerinden, onlar bürokrat çocukları,onların yakınları var milletvekili, belediye başkanı, vali vb.. ölenin yakını yok. Bu basit vatandaşlar zaten ölecekti belki de hastalıktan? bakımsızlıktan? 8 delikanlıya zevk nesnesi olarak ölmüş çok mu? Bizim aslanlarımız sapıkmış? cani psikopatmış? ceza almadıkları için herşeyi yapacaklarına iyice inanırlarmış? ne önemi var? zavallı cani sapıkların hayatını bir bebek için kim karartabilir? hangi şerefli savcı onlar için suç duyurusunda bulunabilir? hangi şerefli hakim onları hapise atabilir?


Bu kamu vicdanındaki yaralardan sadece ikisi!
Daha niceleri var!


Nice yazarlar, düşünürler, profesorler,doktorlar,savcılar cumhuriyeti kollayıp korudukları, bu çarpık suç bağımlılarına dur dedikleri, yanlışları söyledikleri için hapiste çürüyor.




Nice tecavüzcü,hırsız, cani,seri katil aramızda elini kolunu sallayarak dolaşıyor.
Öldürmek için sahip olacağınız yegane şey P deki 8 çocuğun ve C G nin ailesinin sahip olduklarına kavuşmak gibi görünüyor.
Biz ailelerin içi sızlıyor, bu adaletsizlik, keyfilik, adam kayırma, suçluyu kollama devam ettiği sürece de sızlayacak. Çünkü yarın başımıza bir iş geldiğinde arkamda devletim var, adalet var, bu memlekette hakim var savcı var haklıyı kollar diyemeyeceğiz.


Nüfuslu tanıdığım var, para saçtığım yerler var, zenginim, nüfusluyum diyebiliyorsanız içiniz rahattır tabii...


Toplumun bilincinde açılan yara çok büyük, kendi kanunlarını ve cezanı işletmeye kadar varacak bir yara.


Bir an önce sağduyulu yetkililerin işlerini doğru yapmalarını, suçluları ödüllendirmekten vazgeçip ceza sistemini uygulamalarını,düşüneni ve konuşanı değil, eylemleri ile en mukaddes insan hayatını sona erdirenleri cezalandırmasını temenni ediyorum.


Biz anneler yavrularımızı psikopatlar için yetiştirmiyoruz, bir anne olarak kaygılıyım.
Çocuğumu bu nüfuslu zengin psikopatlardan nasıl koruyacağımı düşündükçe kaygılanıyorum.
Adalete güven dendiğinde artık tüylerim diken diken oluyor, hangi ve kimin için adalete diyorum?
Benim için yapılan kanunlara mı? yoksa nüfuslular için yapılana mı güvenmeliyim?


Korkuyorum, yurdumu bekleyen gelecekten korkuyorum..
Uyan Ö kalk mezarından memleket hayal ettiğin o ülke oldu hatta geçti bile onu, şimdi vahşi batı bölümüne geldik !! "

NE MUTLU KÜÇÜK AMERİKA OLANA !!

4/28/2010

Televizyon izliyor musunuz?
Ben izlemek istemiyorum ama zorunlu olarak izlediğim programlar oluyor.
Haberler?
Haberler ise toplumsal yozlaşma, çöküntü, suç ve adaletsizliğin ne kadar yaygın olduğunu görebileceğiniz en yegane program.
Başka birşey izlemenize gerek yok, eğer i amacınız toplumsal çöküntümüzün resmini görmek ise..
Yok hala o eski masalları dinlemek ve uyumaksa niyetiniz-ki o masallar keşke gerçek olsa bende inanmayı istiyorum- başka programlar bakın..

Zamanında ünlü bir politikacı gerinerek "küçük Amerika olacak Türkiye" derken alkışlara boğulmuştu.
Şimdi gerçekten küçük bir Amerikayız.
Bazı yerler Harlem mahallesi hadi polisle bile gir girebilirsen.
Kapkaç, tecavüz,gasp ve seri katil kaynıyor İstanyork ay pardon İstanbul.
Ya şatafatlı, gösterişili hayatıyla magazin dergilerinde boy gösteren ama o paraların nereden geldiği kayıtlı olmayan zengnlerimiz yada varoşlarda dişini sıkan zencilerimiz pardon düzelteyim fakirlerimiz var.
Orta direk kalmadı..Son depremde yıkıldı.

Şimdi gündem eyalet sistemi ve başkanlık sistemine geçiş.
Eh bu kadar Amerikan vari yaşarken tek eksik buydu. Mardin eyaleti, Diyarbakır Kürt eyaleti, Malatya Ermeni Eyaleti,İzmir Rum eyaleti,İstanbul zenginler Eyaleti,Ankara Memurlar Eyaleti, Antalya Çıplaklar Eyaleti, Trabzon Pontus Eyaleti,Kafkas göçmenleri Eyaleti,vb.. Kısa zamanda en az 25 eyalet çıkar bizden.
Hatta il değil ilçe ilçe eyalet olursa yönetmek ve köleleştirmekte kolay olur. Başkan belli zaten sınırsız yetkileri olmalı.
Parlementoyada toplumsal yapımızı dahada iyi ortaya serecek nitelikte parlementerleri seçeriz.
Tarikatlarla yakınlığı olmayanın zaten bu parlementoda yeri olmamalı,
Sübyancılığı desteklemeyenlerde dışarı,
Devletten, vatandaştan çalıp çırpmamış aptallara oyumu vermem zaten.
Kadın hakları çocuk hakları diye söylemler söylesin tabii dışarıya bu imajı çizmek siyasi anlamda doğru olabilir ama gerçekte yaşamında ve davranışında tersini yapmalı.
Katil, tecavüzcü,çocuk istismarcılarını afla salacak kadar yürekli, düşünce suçlularını içerde çürütecek kadar adil olmalı !

Toplumun ihtiyacı olan herşey aslında meciste mevcut.
Tek eksik sınırsız yetki !
Bunu onlardan esirgeyenlerin malum mega örgüt  üyeliğinden 10 yıl gözaltında tutulması bile azdır.

Yakında gerçek bir uydu ABD olacağız..
Birleşik Türk Emirliği de olabilir adımız...
Maksat kimse kırılmasın.

BENİ ÇİLEDEN ÇIKARAN TOP 10 FİRMA/MARKA/OLAY

4/09/2010

İnternetten olsun mağazadan olsun alış veriş yapmayı severim. Bazen pazardan da aldığım olur bir T-shirt mağazadan da. Benim beklentim basit ; ürün kaliteli olsun, fiyatı ürünün ederi olsun, sorun yaşadığımda firma "müşteri hatası" mavalını okumasın.
Ama Türk olmak zor, Türkiye'de yaşamakta zor. Bazen alış veriş yaptığıma, yapacağıma, o malı aldığıma, kullandığıma ve o firma ve marka ile tanıştığıma bin kere pişman olmuşluğum vardır. Bence TR'de marka bilinci konusunda markalaşmış firmaların ve çalışanlarının bile bilgisi yok. Hele ki iş müşteri hizmetlerine gelince çoğu sınıfta kalıyor.
En klasik durum bir mal alırsınız iyi de para verirsiniz sonra ilk giyişte,kullanımda vb deforme olur,bozulur siz marka aldınız ya o güvenle firmaya gidersiniz firma size ürünü fabrikaya gönderip 10 gün içinde bilgi vereceklerini söylerler.
Sizde ürünü verirsiniz.
Beklersiniz..
Yanıt gelir ama bazen siz sorunca gelir bu yanıt.O ünlü fabrika araştrmış ve sonuca varmıştır ; " Müşteri kullanım hatası !"
Nasıl?
Tartışırsınız ama karşınızdaki kişi aynı yanıtı tekrar eder sonunda kahretsin der çıkar gidersiniz.
A evet tüketici haklarımız var ama bunu bilen ve uygulayan kaç kişi / firma var?

Ben satış sonrası hizmeti yi ise, müşteri hizmetleri yeterli ise o markayı hiç bırakmam.Ama bir de marka dünyaca tanınmış, malı kaliteli satış sonrası destek ve müşteri hizmetleri dandik firmalar var.En azından bana öyle tesadüf etti. Dilerim benim yaşadıklarım bu markalar için sadece talihsiz bir rastlantıdır..Bunu da benim kadersizliğime verelim..

İşte Önce En Kötüler Listem ;
1- SONY: Kızım doğruğunda o heyecanla hemen YKM'den Sony marka kamera aldım.Aman bir heyecan çekim için açtık kutuyu ama çantası dandik.Tamamen çakma, şaşırdım hemen aldığım yerle irtibata geçtim.Sony'e sorun dediler.Sony'ye yazdım "aldığım yer size atıyor topu" diye..Yanıt mı? yanıt yok! Yanıt alabilmek için sürekli mail atıp taciz etmek zorunda kaldım.Sonunda bizimle ilgisi yoktur.iyi günler diye bir mail aldım.İyi ama kiminle ilgili? bir zahmet benim gibi basit bir müşteriye açıklama yazsanız? bu talebime de yanıt olarak " bizim haklarımız var, sizi mahkemeye verebiliriz" oldu."Tabii, müşteri soru sordu mahkemelik oldu deriz gazetecilere" dedim.Bir yanıt almadım tabii. Müşterisini mahkemeye veren büyük bir firmadır Sony. Evime hala bu marka sokmam.Aman Allahım düşünsenize plazma TV bozuldu mahkeme mahkeme süründürürler beni !??.

2- YKM; Bu yukardaki olayda çakma Sony satıp bizi zarara sokan asıl firma YKM'dir.Ben konuyu büyütünce kamerayı aldılar, kameranında kaçak satıldığını öğrendik orada..Allahım burası TR o yüzden değil mi?

3-YKM; Evet yine YKM, Tatilde bozulan Biotherm marka güneş yağım çantama döküldü, acaba fısfısını yaptırabilirmisiniz diğer yarısını kullanmak istiyorum diye gittim.Getirin dediler, verdim malı, 15 gün sonra yanıt gelmeyince sordum" ne oldu?" " hata sizin , alırken kontrol etseydiniz "dediler. "Yahu hata nerden çıktı? Ben yapılabilir mi diye sordum ?hem alırken siz bu tarz ürünleri denetiyormusunuz ?" dedim , sonuç elemanların tavrından dolayı tartıştık.Ancak üstleri çözdü..Hala YKM'den alış-veriş yapmam.

4-SÜRAT KARGO: Allahım bu kargo çok süratli ama korgo getirmemede.İnsanlar seviyor ve kullanıyor olabilir ama bana ne zaman bu kargo ile birşeyler yollansa evime getirmediler.Gelip almamı istediler. Bazen evde bulamadıklarını, yada komşularıma geldiklerine dair yazıyı bıraktıklarını söylediler?? Yağmur yağar gelmezler, hava soğuk,sıcak,yol uzun,sizin ora sapa yer..Enteresan bir kargo ben çözemedim?
5-TANTİTONİ: Bu çok taze, hediye yolladım ama bana geldi.Sistemlerinde fatura için bir adres teslimat için bir başka adres girilecek yer var.Bu hediye yollamak için önemlidir.Bende önce fatura adresini sonra diğer sayfada yer alan teslimat adresi bölümünü girdim.Sonuçta ürün bana geldi hemde fatura ile birlikte, teslim edilmesi gereken adresi boşa girmişim??.Ürünü alıp teslimat adresine göndermelerini isteyince de bizde sorun yok sizin verdiğiniz adrese yolladık dediler.İyi ama teslimat adresine girdiğim adrese ne oldu o zaman? Kötü bir internet sayfası, ya çalışmıyor teslimat adresi diye ayırdıkları yer yada kargoya hazırlayanların hatası?
Bir daha Tantitoni internet ssitesinden alış veriş mi? asla!!

6- Ankara'da büyük bir mağaza - şimdi adını hatırlayamıyorum- İpek Yol hırka almışım bir kış günü oradan.Hırka ilk giyişte tüylendi götürdüm.Klasik fabrikasına yolluyoruz dediler -ki bu fabrika bir şehir efsanesidir.Genelde depoda bekletip siz sıkılıncaya kadar yanıt dönmediklerini düşünüyorum- Neyse bir iki hafta sonra uğrayıp sordum bizim hırka ne ldu diye.O efsanevi fabrka müşteri hatası demiş.Şaşırmadım aslında, hep bu sonuç çıkar.Nedeni ise hırkanın üzerine Ankara soğuğunda manto giymem ve o mantonun etiketinin tüylendirmesiymiş." hırkada manto ile giyilmez" yazmalısın ama olmadı şimdi. Bu olaydan sonra alış verişim kesildi tabii

7-OYSO; pijamalarının desenine bayılıyorum, ama almış olduğum pijama takımı elimde yıkandığında patlayınca hemen pijamayı alıp mağazaya gittim ve müşteri hizmetsizliği ile karşılaşmam an meselesi oldu.Klasik fabrika, yanıt beklenen 10 gün ve klasik ee aramadınız ne oldu diye giden ben. Sonuç müşteri hatası. Aaa ne hatalı müşteriyim pijamayı giymiş ve yatağa girmiş olmam mı bu defa suç?.Alış verii bu olaydan sonra kesemedim maalesef ama alırkende işportadan alıyormuş gibi dikişini vb iyice kontrol ediyorum.İnanılmaz ama daha askıda sökük pijamalarını buldum??

8- Yine Ankara'da bir bikini aldım, Aprido marka.15 günlük tatil sonunda rengi solmuş, yılların bikinisi hali vardı.Hemen aldığım yere gittim.Yine klasik fabrika, 10 gün..boş yere aramalarını bekleme vb..Sonuç mayoyu ben güneşte kullanmışım.Bu mayoların rengi güneşte kurursa solarmış.Aaa ben cidden bu bikinilerle güneşlenmiştim !! Hay allah !! Bir daha o mağazadan alış veriş mi? Asla !

9-UPS KARGO; Biz kargo ile çok fazla çalışıyoruz. İnternet alış verişlermi düşününce bizim eve en sık kargocular gelir. Bu nedenle çok farklı kargolarla muhatap oldum. UPS'de maalesef zamanında kargomu hiç getirmeyenlerden. Bakınız bugün bile hala bir kargo beklemekteyim hem de kargo firmasını sabahtan beri 3 defa arayıp kargo yok dememe rağmen gelmedi. Canları ne zaman isterse ?

10- KITCHEN AID; Evet çok seviyorum mutfak robotumu hemde çok ama maalesef aldımdan 3 ay sonra tel çırpıcısının bir teli koptu ve kırıldı.ESSE'ye götürdüğümde hamur mu karıştırdınız dediler? yaa evet kürek ekini görmeyecek kadar safım? değişim yok , kaynak yapalım dediler o da işe yaramadı yeni ekini alın dediler.Maalesef ekleri garanti kapsamında değilmiş. İnanmıyorum !!! 2 ay önce de ayar düğmelerinin plastik topuzları düştü. Sanırım sandığımdan da güçlüyüm??